Çünkü ben hep onun gidişini göreceğim.
Gözlerimi kapatıp, kulaklarımı tıkıyorum. Pencerenin önüne oturmuş, demir parmaklıklardan içeri süzülüp üzerime akmaya çalışan rüzgarı istiyorum. Ama ne rüzgar geliyor, ne onun sesini duymamak için taktığım kulaklık beni onun güzel kahkasından mahrum bırakıyor.
Ama ben yine de seviyorum onun kahkahasını ve verdiği acıyı.
İçiyorum onun bana verdiği acıyı ve kan kusuyorum paslanmış parmaklıklarıma. Onlar beni anlıyorlar ama onların çığlıkları da benimkiler gibi duyulmaz, dilsiz.
Ben dilsizim ve söyleyecek sözlerim yok. Elimi çekiyorum çünkü sana dokunmayı kaldıracak gücüm de yok.
Yazamıyorum çünkü açıklamaya gözyaşlarım yok.
Ve bu dünya çok amaçsız. Sadece ay ve ben olalım isterdim gezegende bir parlayan bir sönük. Ben ne kadar sönüyorsam o kadar parlayacak gökyüzünde hüzünle biliyorum.
Bir de seni özlüyorum.
Aptalın biriyim.




