25 Temmuz 2013 Perşembe

Wish List #1


  1. Fit olmak. Bu ben ilk maddem olmalı çünkü en acil ihtiyacım & dileğim bu. 

2. Placebo konserinde space monkeypierrot the clownsleeping with ghostsblue americanthe crawlheamoglobincome undonewithout you i'm nothing şarkılarını dinlemek istiyorum. He çalmayacaklarını da biliyorum. Bütün şarkılarını seviyorum zaten. Bunlar sadece en sevdiklerim. En sevdiğim bile diyemiyorum, 1 tane en sevdiğim olamaz. Bu azalmış halleri.


3. Parmaklarıma dövme yaptırmak istiyorum, ne olduğuna kadar vermediğim ama vereceğim ve hepsi özel şeyler olacak.
4. Çello çalmak istiyorum ve böyle alevler içinde bir şov sergilemek istiyorum. Çünkü ben nam-ı diğer in flames ve withinthefire.



5. Ruh eşimi bulmak istiyorum. Ben insanların saçmalık gördüğü bu şeylere ve aşka, hala inanıyorum.



6. lacebo konserine, bir aksilik çıkmazsa gitmek ve çok, ÇOK mutlu olmak istiyorum.



7. Sevdiğim bütün grupların konserlerine gitmek istiyorum, yavaş yavaş ve ait olduğumu hissederek.


8. Burda kafasına balon yiyen aşkımla tanışmak istiyorum. Daha onunla ilgili çok şey istiyorum ama o başka birine ait ve ben onun aitliğine de aşığım.


9. Şu 3 manyakla tanışmak çok çok istiyorum!


10. Bu resimdeki tumblr kişisi olmaktan çıkmak istiyorum. :D



11. Böyle dünyalar tatlısı ve akıllısı olsun istiyorum yeni doğan yeğenim. Halası yesin onu!


12. Her gün kar yağan, asla terlenmeyen bir ülkede yaşamak çok istiyorum. O her yaz kışı özleyen, her kış da yazı özleyen insanlardan gibi duruyor olabilir ama yazı hiçbir zaman sevmedim! Sadece okuldan kurtulmak için onu arzulamış olabilirim ancak okuldan kurtulduğumda bile, okula katlanma pahalına kış gelsin istiyorum. Bu büyük şehirde yaşayıp, kar yağdığında eve hapsolmak değil de, ufacık bir kasabada her gün kışı yaşamak istiyorum. 


OVV how I want Destiel sex!
13. Dean ve Castiel'in dizinin sonunda evlenmesini ve sevişmesini istiyorum, evet o dizi hakkında en çok istediğim şey budur.


14. Bazı insanlar çok fakir, tüm sahip oldukları para.(evet azıcık mantıksız oldu, işte bu yüzden ingilizceyi seviyorum...) Ve ben o özel insanları tanımak, onların hayatımda olmasını istiyorum. Awaken gibi. O gerçekten özel bir insan. Özel bir insan ve herkes özelliğini göremiyor. Kalbi yüksek duvarlarla örülü ve onun ne kadar özel olduğu görmek size bulutların üstünde olma hissi veriyor. Ben bile bazen göremiyorum ne kadar özel olduğunu, saklıyor kalbini, kimseler görmesin diye. Ah gerçekten çok seviyorum onu!


15. Kedi! Bir kedi evlat edinmek istiyorum ancak bu istek, şimdilik askıda duruyor. Daha kendime bakamazken bir kediyi sorumluluğuma alıp onun kaçınılmaz ölümüne şahit olmak istemiyorum. Her şeyin zamanı var. Bir kediye bakabileceğim zaman da gelecektir umuyorum.



16. Öyle bir yerde yaşamak istiyorum ki, 4 elementi de hissedebileyim her gün!



17. Birilerinin ilk tercihi olmak istiyorum. En azından en yakın arkadaşımın. Too much to ask?


18. Larry ile tanışmak, onları dinlemek, onları sevişirken izlemek, onlarla sevişmek....... 


19. Gifleri yazıcıdan çıkarabilmek, telefona kaydedebilmek ve mesaj olarak/whatsapp'ten atabilmek!


20. Onca dır dırıma rağmen çok istiyor, deliler gibi istiyorum şu bebeği.


    21. Dans edebilmek, gerçekten güzel dans edebilmek, nasıl isterdim ama..



    22. Bu hissi bir daha asla, ASLA hissetmemek.



    23. Taşınmak istediğim o küçük kasabada, böyle bir bahçemin olması. :)


    24. İnsanlara etiket koymamak ve bana koymalarına da izin vermemek, bir gün, özgür olduğum bir gün.



    25. Resim çizerek içimdekileri dışarıya ve onlara aktarabilmek.



    26. Sonra da odamdaki bütün duvarlara resim çizmek istiyorum. 


    27. ONU UNUTMAK, UNUTMAK VE UNUTMAK!



    28. Herkesin eşit haklara sahip olduğu bir dünya, yaşadığım toprakta adalet istiyorum.


    29. Ayağımın altında betonu değil, toprağı ve başımı göğe kaldırdığımda binaları değil yıldızları, ayı görebilmek.





    30. Köprücük kemiklerim böyle görünsün istiyorum, biliyorum ki yapmam gerekenleri yaparsam buna sahip olabilirim.



    31. Dünyadaki yerimi bulmak, klasik ancak en istediklerimden...



    32. Kahverengi, mat Dr. Martins'ler!




    33. Bu dövmelerden!



    34. Bu şarkıyı, bu sesi canlı duyabilmek. (Koyduğum video aynı yeri 458 kere tekrar ediyor, 1 kere dinleyip kapatabilirsiniz. Bunu koydum çünkü ben de bu şarkıyı kesip ipodda boş bir listeye attım ve bu kısmını dinliyorum saatlerce.)




    35. Yaşadığım küçük kasabada, her sabah böyle bir yerde yürüyüş yapmak.



    36. Sevdiğim insanlarla ateşin ve külün kokusunu böyle soluyabilmek, ateşin içimize dolup, bizi külüne katmasına izin vermek, hep beraber.




    37. Honey'imle votka buluşması! Votkaya özel bir sevgim var evet ama honey'e olan özel sevgim kadar özel olabilir mi?



    38. Bu dövme! Bileğime, oraya bu dövmeyi o kadar çok istiyorum ki. Accık daha küçüğü ve elime çok daha yakın-tam sınıra. Çizgilerin de daha ince olmasını istiyorum. Sanırım 2 senedir bu dövmeyi istiyorum, kesin istediğim tek dövme de kendisi olurlar.



    39. Bu şarkıyı konserlerde çalmıyorlar ve grubun, kesin olarak en sevdiğim şarkısı bu! Larry'i anlattığına bütün kalbimle inanıyorum. Umarım, umarım bir gün konserde bu şarkıyı dinlemek kismet olur. (Amin.)



    40. Gittiğim konserlerde, müziği her hücremde, kemiklerimde hissetmek. Bazen öyle donuk konserlerde bulunuyorum ki, müziğe yaptıkları işkenceye inanmak istemiyorum.





    41. Ben, sahip olduklarım değilim. Bu, bir istek yazısında çok anlamsız duruyor farkındayım. Ama ne kadar anlıyor olsam da sahip olduklarım olmadığımı, hayatımda izlerini görmek o kadar mümkün olmuyor. İşte bunu diliyorum, bunun mümkün olmasını. Hayatıma taşıyabilmeyi bu inancımı. İnançlarımı.


    42. Bir gün çello çalmayı öğrendiğimde, bu çelloya sahip olmak istiyorum.



    43. Okumak isteyip de neredeyse 1 yıldır okuyamadığım o kadar çok kitap var ki, halime acıyorum. Düzene girdiğim zaman, her gün kitaplar bitirircesine okuyacağım. Söz?


    44. Özel insanların yazdığı özel yazılardan yazmak istiyorum. Biliyorum ben özel biri değilim. Awaken "olmak" istiyorum ama değilim. Sadece istemek var elimde, onu yapayım bari değil mi?


    45. Ne kadar da çok dövme istiyor diyor olabilirsiniz. Gerçekten istiyor muyum bilmiyorum. Çok seviyorum sadece. Hep seviyorum zaten.


    46. Ay, benim için değerli. Neden mi? Çünkü o anlar. Keşke bütün bu dövmeleri yaptırabilecek kadar bileğim olsaydı derken buluyorum kendimi ama sonra 5-6 tane kolla nasıl duracağımı düşünüp üzülüyorum.




    47. İşte o kadar güçlü olmayı istiyorum hayatta.
    (Yazıda  "Güç, sana sevilmediğin söylenmesi ve bununla yok olmamak, parçalanmamaktır." diyor efenim. Tam çeviri bu olmayabilir tabii, bu benim ki ama ben anladığımı ve size de söylemek istediğimi yazdım..)


    48. Bu fotoğraflara bayılıyorum, nedeni bilinmez. Ellerim böyle güzel olsun ve bu fotoğraftaki ben olayım isterdim.

    49. Don't trust the bitch in apartment 23 dizisindeki Chloe hakkında bir "comic" yani karikatür dergisi serisi gibi bir şey vardı. Manga gibi, her ay çıkan cinsten. Ben de istiyorum bunu! Çünkü yukardaki resim gibi resimleri çok seviyorum. Bunlara tam olarak ne denir bilemedim gerçi işte, bilen varsa söylesin, aydınlatsın? :)



    50. Ve son olarak, benim için çok özel bir şey isteyeceğim bu yazıda. Alevler içinde keman çalmayı dileyeceğim. Özel bir insan değilim ama keman o kadar özel bir enstruman ki, alevler içinde parlamamı sağlayacağını biliyorum. Hayır tabi kii siz görmeyeceksiniz. Ama ben öyle hissedeceğim.

    Keman sevgimi biraz olsun anlatabildim mi size? 

    O zaman bu yazının sonuna geldik. 
    Sevgiler.
    Alevler içinde, anlattı.

    naked base

    Hiçbir şey yazmıyorum ama yine de ilgi bekliyorum fkgjbmgfkjb
    Bir de bazen kafam çok gürültülü oluyor. Hayır mecazi anlamda değil.
    Hayır ağrı da değil. Bazen çok yoğun hissediyorum, sesler sürekli bağırınıyor kafamda.
    Uzanıyorum, müzik dinleyip sakinleşmeye çalışıyorum.
    Yavaş, hüzünlü şarkılar dinliyorum.
    Ve şarkının hızlıya alınmış versiyonunu duyuyorum.
    Yapacak çok fazla şeyim var. Ben sadece bilgisayarın başında oturuyorum.
    Pembe defter'i çok seviyorum. Bir de bilgentolis'i.
    Makyajı seviyorum, o ayrı ancak onları o kadar sevip doğal buluyorum ki eskiden arkada müzik çalsın diye şarkı açarken şimdi onların videolarını açıp dinliyorum.
    Bağzı *meheh* şeylerde bulabildiklerimiz çok ilginç değil mi?
    Bir seste hissettiğimiz sıcaklık.
    Bir gifte bulduğumuz sevgi.
    Bir resmin narinliği.
    Bu resmin narinliği.
    Benim günlerim güzel geçiyor bu arada.
    O kadar uyuyorum ki geçen iftarı kaçırdım, ondan güzel fgkjbfgjkb
    Ondan güzel değil de, honey'i BAYA özlemişim belki ondan güzel.
    Çok sevdiğim biri var, üzülüyordum çok uzaklaştık diye.
    Hani olur ya çok seversiniz, deli seversiniz. Ama uzakta yaşıyordur, ortak bir şeyleri paylaşmanız zamanla azalmıştır. Artık yazmaz olmuşsundur, o da yazmıyordur falan.
    İşte öyle biri yazdı bana, ne kadar özleştiğimizi belirten cinsten. Uçtum uçtum.
    Gerçi 2 gündür yine konuşmadık ama gjbjfgbfjgnb
    Ne bileyim ben şöyle bir insanım, insanlar benden uzaklaşıp arayıp sormayınca:
    "Fuck him fuck her fuck everything, nobody loves me, I'm gonna watch that sad movie and cry.
    İnsanlar beni arayıp sorup, sürekli yazınca:
    God, fuck you! Stop texting so I can watch that fucking movie. SHUT THE FUCK UP.

    Neden ingilizce yazdım? Size yemin ediyorum, bu bir "Evet ben ergenim ingilizcem çok iyi hepinizden üstünüm." durumu değil.
    Ben o dilde kendimi daha iyi ifade ediyorum, bu kadar basit.
    Gerçekten bu böyle. Deyimler olsun, tanımlar olsun. Seviyorum yahu!
    Bir arkadaşım var, ingilizcelerimiz aynı seviye gibi, mesela onunla hep kavga ederken ingilizce ederiz.
    Kavgada söylemek istediklerimi daha güzel tasvir edebiliyorum, sorunun ne olduğunu karşıya aktarabiliyorum çünkü. Falan filan. Bu da böyle bir durumdu.
    Videom bitti yea. Liste yapmayı çok seviyorum çünkü böyle video bittiğinde gidip yenisini açmak such a pain in the ass.
    Şu filmi hala izlemediyseniz koşun. Puanı 6,6 diyor ama you know what?
    Bu film benim için 10 puanlık bir film. Yalnız biraz teenagers iseniz eğer herhalde benim kadar seversiniz. Ya da bilmiyorum benim anladığım ana fikir çok da genel bir mevzu.
    İndirmesi çok zor yalnız, ben torrentle hallettim..
    Tumblr kullanıyor musunuz? O zaman harika bir blog var sevgili okuyanlar, hadi benden sizi kıyak.
    Biraz önce ücretli bir temayı kullanmaya başladım. Şurda anlatılan gibi. Bir şey değiiiil!
    Davulcu geçiyor. Bunun anlamı kalkıp ilacını iç. İçiyorum öyleyse.
    Diyorum ki ne kadar sıkıcıyım ve bu yazıyı saatlerdir yazıyorum. fkgbmgfkmb
    Zaten sinirim bozuk, abimle konuşmuyorum.
    Sizden bir şey istemediği sürede, size kötü davranıyor ve ben neden buna katlanayım ki?
    Ben de onunla konuşmuyorum. Kırk yılda bir iş yaptıracağı için benimle güzel konuşmaya tenezzül eden biriyle neden iletişim kurmaya çalışmaya devam edeyim ki?
    Öyle şeyler falan.
    Hadi ben sahura gidiyorum, görüşürüz.
    umarım.
    belki bir gün.

    11 Temmuz 2013 Perşembe

    bu bir blog kaybıdır




    Umarım bu ay, ramazan hepiniz için iyi geçiyordur. Müslüman olan, Hristiyan olan, herhangi bir şey olan herkes için.
    Benim için iyi geçiyor. Çok güzel şeyler yok, çok fazla insan yok. Bir kaç kişiyle, bir kaç HARİKA diziyle, kendi çapımda mutluyum.
    O kadar güzel diziler izliyorum ki, dizileri bitmesin diye saklamak tam bir aptallıkmış, bunu anladım. Ben her zaman dizileri, daha doğrusu sevdiğim dizileri az az izler, bitirmezdim. Ancak böyle ard arda izleyince, olaylar kopmayınca tadından yenmiyormuş, zevkten evin içinde dört dönülüyormuş. 
    Duygulanarak yerlere yatılıyormuş falan filan.
    Dizilerinizi ayda 1 bölüm gibi az az izlemeyin, 1 sezon biriktirin ve 1 günde izleyin. Tabii duygu yüklemesinden ölebilirsiniz, dikkatli olun.

    Ders çalışmadığım için ve Burcu mesajlar attığı için içim rahat edemiyor ancak bilmiyorum. Onun dediği gibi pişman olacağımı sanmıyorum. Onun sandığı kadar önemsemiyorum. :)
    Yeni bir haber aldım bugün, sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum. Evet çok uzun süredir dilediğim bir şeydi ancak şimdi gerçekleşmesi malesef beni mutlu etmeyecek. Zaten sorun bunun gerçekleşmesi değildi. Sorun bunun gerçekleşmesine ihtiyaç duymamdı ve bu ihtiyaç duyma durumunda olmam asla gerçi alınamayacak bir durum.
    Bir şey anlamadınız farkındayım ancak özel şeyleri kapalı anlatma gibi bir alışkanlığım var.
    Saat 11, annem kalkmıştır herhalde. O zaman ben de yatayım.
    Gitmeden önce, her şey biter. 
    Ve ben artık "her şey"in değerini dibe vurmak istiyorum.
    Birilerinin kafasını da dibe vura vura patlatmak istiyorum.
    ÖHÖM PARDON BEN ÇOK SPARTACUS İZLİYORUM DA.
    Ordaki manyak karı ona götüyle gülen arkadaşının beynini taş zemine vurarak dağıttı.
    Spartacus dışardan vurdulu kırdılı savaş dövüş gladyatör dizisi gibi duruyor.
    Öyle olmadığını söylemiyorum tabi kii, deli kan akıyor, arenada dövüşler oluyor. Bir iğrençlik de yok hani, sadece kan akıyor ve kandan başka pek bir şey görmüyorsunuz. Benim için hiç sorun olmayan bir durum. Hatta seviyorum bile. Ağır ve argo bir dili var. O benim için nötr, olsa da olur olmasa da.
    Ancak dizinin beni etkileyen ve izlettiren kısmı, duygusal kısımları. Köleler dövüşürken; azmi, acıyı, alınlarından akan teri hissedebiliyorsam, kardeşlerinden birini öldürmen gerektiğindeki keskin ızdırap içimi acıtıyorsa, ölmek üzere olan karın kollarında yatarken gözünden akan yaşlar beni de ağlama krizine sokuyorsa, dünyanın en güzel gay çiftlerinden biri vahşice öldürülüyor ve sevgilisine seni bırakıp gitti dendiğinde çocuk bir kaç gün dayanıp intihar ediyorsa ve bu beni parçalıyorsa, SON BÖLÜMDE, DÖVÜŞÜN ORTASINDA BANA KATIL KARDEŞİM DEDİKTEN SONRA HERİF KALKANIYLA SANA ÖZGÜRLÜK YOLU YAPIYORSA ALLAH KAHRETSİN Kİ O DİZİ OLMUŞTUR.
    Ay gözlerim doldu.
    Bu dizi artık bana şöyle bir düşünce aşıladı; dizide işlenen konu her ne olursa olsun, o konunun duygusu sana aktarılabiliyorsa, hissettiriliyorsa o dizi izlenir. Konusunun o kadar önemi yok ki.
    Ben bunları anlatmayacaktım lan.
    Hele supernatural'ı hiç anlatmayacağım. Onu anlatmaya çalışırsam laptopa sarılı ve ölü bulunabilirim. O leviathan fiyaskosundan sonra o kadar güzel bir sezon yapmışlar ki, bütün fiyasko ve hayal kırıklığı silinip gitti. Bu adamlar hala bu işi yapabiliyorlar. Hem de deli güzel! Sadece şöyle bir ilk 10 bölümdeki sıradan case'ler beni deli edip bitmek bilmiyor ancak sonu için kesinlikle değiyor.
    Dayanamayıp abimin parfümünü sıktım biraz önce, şuan o kadar erkek kokuyorum ki.........
    Neyse neyse, ben kaçtım.



    Because.
    Everything.
    Everyone.
    Everywhere.


    Ends.








    7 Temmuz 2013 Pazar

    Life happened

    Sanırım şimdiye kadar size pek bir faydam olmamıştı ancak birazdan olacak. Tabii benim gibi internetten müzik dinlemeyi seviyorsanız.
    Hola.
    İşte bu programla pandora adlı, ülkemizde yasaklanan müzik dinleme sitesine ulaşabilirsiniz.
    Ben bu siteye bayılıyorum. Grooveshark falan kullandım ama malesef alışamadım.
    Bir kaç takip etmek istediğim insanın hatrına arada gireceğim ancak pandora gibisi yok..

    Reklamları geçtiysek bana gelelim. Uyku düzenim o kadar bozuldu ki, 30 saat uyumuyorum sonra bir 15 saat uyuyorum, günleri birbirine sokuyorum. Ramazanın gelmesiyle bu daha da karışacak..
    Çello kursuna gitmek istiyorum ancak ben dışarı çıksam kurs için gönül razı değil, eve getirsem özel hoca babamın cebini deleceğim. Adamın benden çekmediği kalmadı, 2 gün ders alıp bırakacağım bir şey için bir dünya masraf çıkaracağım. Çünkü benim hep yaptığım budur, masraf çıkarmak ;


    Pazartesi hala oluyorum bu arada! Çaktırmayın kimseye ama heyecanlıyım biraz. Tumblr beni çok bozdu, bir kaç kişi de etkiledi. Şimdi bebekleri seviyorum ve bu yanlışlık düzelecek gibi durmuyor..


    Şuan size yazdığım yeri söylesem, manyak mısın sen olursunuz. Biri bana bir tablet alana kadar, evet laptopu her yere sokacağım. Biri bana tablet alabilir mi? Nazik soruyorum bak. Çünkü tüketmem lazım. Koşmam lazım. Yetişmem lazım. 
    Bu iç güdünün içimde olmasından nefret ediyorum. Neden İzlanda'da doğmadım?
     Zaten bana izlandaca dersi verebilecek tek bir insan bulamadım. Pandorada ise benim için çok eski ve anılı bir şarkı çalıyor. Sanırım o anılarımı asla unutamayacağım ve hayatın beni karşılaştırdığı her ufak  şeyde onların parıltısını göreceğim. O insanlar benim altyapım. Şimdiki ben, onlarsız olmazdı. Çok değiştim, değiştirdim. Bu kadar şey kattıktan sonra birbirimize, hayatlarından çıkmak istemezdim. Zaten hiç bir zaman çıkıp gitmeye gücüm olmuyor, ellerim boş kalıyor.



    Sarı pijamalarımla, iç çamaşırım birbirine uyuyor. Ama sarıdan nefret ederim.
    Sizden n'aber?

    3 Temmuz 2013 Çarşamba

    Dream brother, my killer, my lover



    Şarkının sözlerine bakmadan koydum ve farkettim ki daha alakasız bir şarkı koyamazmışım. Etiketlediğim cümle bile o kadar ters ki. Ama siz sözlere bakmayın, sadece dinleyin. Sadece şarkıyı hissedin. Bu sefer sözlerin önemi yok. 


    Aslinda bunu tumblrda gordugum bir alinti uzerine yaziyordum. O yuzden ingilizce. Tumblrda daha cok yabanci insanlari takip edip fandomlarla ilgilendigim icin yabanci tercih ediyorum. Ama blog oldu baya, sayfamda kaybolup gitsin istemedim. Dumanlı yazılarımdan oldu biraz. Öyle işte..

    Charles Bukowski said "People emty me, I have to get away to refill." But it's unfortunately opposite for me. I have to be with people for refill. I get so emty when I'm alone. I feel so sad about it but I can't do anything about it too. Esspecially when someone's not around I get so emty and I feel it right now. I know I can't see that person any near time. Or ever. This is the feeling when you understand there's gonna be a lot of pain and you can't even do a little piece of thing to change this. You just gotta live with it. You know this is fucking realty and you have to say your last goodbyes. You gotta learn how to live with it. But I say that's fucking insane. I don't want to live with it. I just want my little sunshine. That's what that person is. My spirit and my muse. My moonlight and sunshine. My laugh and my tears. That person is the rainbow which is running inside of me. I'm watching turning it to rain and dust. Dust and black smoke. That person is turning to lies and pains. Turning to feels and pills. Cause since I was born I started to decay. And nothing ever ever goes my way. I gotta say my last goodbyes. But I'm just like "oh not now, please not right now" 
    But you're still leaving me. Leaving just like other every single thing in this world. Like leafs leaving this world with sadness and grace. You are leaving me with little pieces of sadness. I will try and dry my eyes. I'd like to say grab a beer and disappear with me but this time I guess I have to disappear all alone. I have to disappear by myself. I have to say my last goodbyes.