20 Ocak 2013 Pazar

don't you worry child ?

There was a time, you were mine we were ripped apart.
There was a time.
And my father said don't you worry don't you worry child ?
And a happy home.
Those days are gone.
I hear the song from the..

Yine bir şarkıyı birbirine sokuşuma tanık oluyorsunuz okuyucularım :)
Seviyorum işte napayım.

Kendimi tam boşlukta hissettiğim bir haftasonundayız, yapacak birşeyler bulamadım resmen.
Son bir aydır o kadar ders çalışmaya odaklı yaşadım ki, ders çalışmam gerekmediğinde so now what diye kaldım.
Can sıkıcı bir durum. Evdeyken, kitap okuyamıyorum.
Okuldayken hiç okuyamıyorum. Ben napıyorum ?
Çok uzaktayım.
Aklımdan, vücudumdan.


To world, to you.
Kılıf yüzünden pembeye boyanan elime hahahah, no.

And don't you worry child, for you, for me, for the whole world spinning around ?

19 Ocak 2013 Cumartesi

Killed me with no word




And as you ripped it all apart 
That when I turned to watch you. 
And as the light with you in dark 
I saw you turn to shadow 



Like broken pieces.

Şimdi bir şarkı açtım ve onun bana verdiği ilhamla geliyorum.

Çünkü Helene yine benim hakkımda farkında olmadan yaptığım birşey farketti, bende bu sefer farkında olarak yapacağım.
Telefonuma yazdığım birşeyi düzelterek koyacağım önce.
Yüksek sesli olunca müzik işe yaramadı sanırım, gelmediler.
Kelimeler.



The broken pieces 
I hold these pieces of me 

The broken pieces 

I hold these pieces 






AND I'M LOSING YOU ?
Peki bu nasıl hissettiriyor biliyor musun ? Like I'm dying inside and nobody knows.
Just burning inside, just living with that pain.
Noone can even feel it BUT I can feel it deep inside.
Its so deep even I can't touch it or take it from there and throw it away.
It's a broken piece, it can cut me down and kill me now but I doesn't.
Beause it wants me alive, kill me alive.
Do you see ? Do you see what you've done to me ?
Do feel the piece inside me ? You don't, do you?
Cause now it's just past, all our memories past away.
Gone but not forever cause I know it will be here soon and kill me once again.







And as you ripped it all apart 

That when I turned to watch you. 

And as the light with you in dark 

I saw you turn to shadow 


Ve bu yazıyı açıklayamam bile.
Çünkü geldiler.
Dumanın arasında süzülen kelimeler.
Aslında hep ordalar, olacaklar ama onları kendime çekmem bazen çok zor.
O parçayı söküp atmak bazen çok zor.
Bazen o kadar kolay ki, bazen o kadar invisible ki orda olduğunu unutabiliyorum.
Sadece o anlar güzel zaten.
And I'm losing this and I'm losing you.





It's too late now 
To stop the process 

This was your choice 

You let it in 

This double life you lead 

Is eating you up from within 

A thousand shards of glass 

You pushed beneath my skin 

Left me lying there to bleed

14 Ocak 2013 Pazartesi

It's all burning in my head



Yazacak birşeyim yok aslında. Dedim ya, günlüğe yazınca buraya kalmıyor.
Ona da düzgün birşey yazıyor sayılmam ama.

Şimdi kime sorsam, müzik benim için çok önemli vs vs zırvalar.
Ama nedense gerçekçi gelmiyor bana. İnanmıyorum onlara, itiraf etmek gerekirse küçümseyen gözlerle bile bakıyorum. Çünkü belli, hissetmedikleri her hallerinden belli. Bilmiyorum.
Sanki herkesin yapmaması gereken birşeymiş gibi bu, özel birşey.
Ama insanların en çok yaptığı şey aynı zamanda. Özel olmasını istiyorum.
Özel olanların sahip olmasını istiyorum.
Herkes herşeye sahip olmamalı. Onu elinde hurdaya çevirecekse, sahip olmamalı.

Hissedenler de var tabii. Helene var mesela.
Zaten onun iyi olmadığı yada beğenmediğim bir özelliğini bulabilen varsa söylesin, ben bulamıyorum.
Bir insan nasıl olması gerekiyorsa, o aynen öyle.
Kime ihtiyacın varsa, işte H, o kişi. Neye ihtiyacın varsa sana verebilecek tek insan.


Birşeyler olacak gibi hissediyorum. Üstümde çok büyük bir yük var. Sıkıntı var.


Bu gece, üstüme karanlık uzanmış, temiz havayı kovalıyor, uzaklaştırıyor.
İçime çekiyorum havayı, ciğerlerime zift doluyor, duruyor.
Sonra bir ağrı var. Önce sanıyorum ki kalbim. Sonra çok derinlerde hissediyorum.
Her bir yanım, nefes almaya çalışırken ziftler arasında, saçlarım uçuşuyor soğuk gecenin kollarında.
Başımı göğe kaldırıyorum ama onlar yerinde yoklar.
Üstümden başımdan karanlık dumanlar süzülüyor ama yanmıyorum, yakmıyorlar.
Küller birbirinden ayrılıp gecenin soğuğuna kavuştuğunda, ben de yok oluyorum.
Azıcık ve biraz daha.
Bir daha asla bir araya gelmeyecek küller gibiyim.
Dünyanın bir diğer ucunda, sen dünyanın bu ucunda.
Sonra birden içime hayat doluyor, tanıdık bir his mi bu ?
Nefes borumdan içeri süzülen küller mi hayat mı, yoksa onun gözlerinin zift karanlığı mı ben de bilmiyorum.
Sonra başımda katlanılmaz bir ağrıyla uyanıyorum.
Başımı uzatıyorum ve tek gördüğüm göğe yükselen dumanlar yine.
O dumanlar sen misin yok olan benliğim mi düşünüyorum, düşünüyorum.
Sonra sözcükler uçup gidiyor aklımdan, sen hariç.
Sen kalıyorsun, kalıyorsun. Ta ki ben son nefesimi verene dek.


Ve derin bir nefesle kapatıyorum gözlerimi. Göğün yokluğuna, süzülen dumanlara ve zift kadar karanlık gözlere kapatıyorum gözümü, inancımı.
İnancımın tükendiği yerde, ellerin tutuyor beni boynumdan. Dumanların arasındayız yine.
Ama ciğerlerime dolmuyorlar, gözeneklerimi siyahla boyamıyorlar.
Sadece etrafımızda dönüp bize hoşçakal diyorlar.

Tam bitireyim derken, ellerim kontrolümü kırıp yazmaya devam ediyorlar.
Dumanlar durmadan süzülüyorlar, süzülüyorlar.
Beni de alıp götürüyorlar. Ben dumanım, duman ben.
Biz dumanız, sarmaş dolaş ama duman. Tek parçayız, duman tek parça.
Aramıza giriyor, ikimizi sarıyor, etrafımızda dönüyor, tılsımlı.
Bağlıyor bizi, sıkı. Ama kopmaya hazır.
Ama kopmaya yakın.
İtiyoruz birbirimizi, çığlıklar duyuluyor uzaktan, yaklaşıyor, yaklaşıyor.
İçimizde çığlıklar kopuyor sadece ve kimse duymuyor.
Kopup gidiyor göğe çığlıklarda, onlar da duman.
Duman onları da son kez içine çekiyor, sömürüyor geriye sadece hüzünlü mırıltılar kalana dek
Sömürüyor ve kimse duymuyor, kimse yardıma gelmiyor.
Bağırıyor birbirimize, görmeden uzatıyoruz ellerimizi.
Duman geliyor yine parçalara ayırıyor bizi, bütününe katıyor bizi.


Ufacık bir fısıltı duyuyorum, içimden geliyor bu fısıltı. Fısıltılar olup kaplıyorlar evrenimi.
Yok oluyorum, süzülüyorum göğe doğru mu dibe doğru mu bilmiyorum.
Burda ne dip var ne gök. Ben varım. o var. Duman.
Biz ve bizi alıp götüren ve bizi sömürüp son damlasına kadar içen ve kana kana ve en değerliymiş gibi içen;
Duman.



13 Ocak 2013 Pazar

Tears all fall the same



Gittiğimiz her yerde güneşi arıyoruz.
Her zaman koşuyoruz.

Dünya, bazılarının kimliğini kabullenmemekte çok ısrarcı.
Biz kabullenildiğimiz için, biz aynı olduğumuz için anlamıyoruz.
Farklı olanlar, değerli olanlarsa kabul edilmiyor.

Bazı ülkeler kendilerini gelişmiş ülke diyorlar, hatta bütün dünya onlara gelişmiş ülke diyor ya.
Ağzımla gülmüyorum. Sizi gelişmiş ülkelerin maşaları.
Geliştiğini sanıp dibe batmış ülkeler.


We can't change


Set them free.


I said maybe, youre gonna be the one that saves me.
And after all youre my wonderwall.

I think I fell in love again ! I cant even handle his voice.
His voice keeps getting bigger in my chest, in my heart.
So maybe he is the one who's gonna save me. And after all, his H's wonderwall.

Bu yazıya da dün başladım mesela,hala burdayım.
Günlük tutmaya başladım, hep düzenli yapmak isteyip yapamadığım birşey.
Ama oraya yazınca da, buraya yazasım gelmiyor.
Burasını günlük gibi tutsam, hiç özel bir yer değil, hiç.

Sonra Larry.... 1 saat 20 dk ekrana kitlenip Larry beklemek, en fazla 5 tane yakalamak ama şuan mutlulukla gülümsemek.
Niye bilmiyorum, bana enerji veren birşey bu.
Hoşuma gidiyor bir amaç uğruna çaba harcamak.
Sürekli onun için uğraşmak.
O yüzden hayatım belirlenen amaçların dönemlerinden oluşuyor zaten.
Keyfim kaçınca arada bir sessizlik, hissizlik.
Sonra yeni bir uğraş, mutluluktan zıplamalar, kalbinin teklemesi, heyecandan kızarmalar.
İşte bu da ben, ne bileyim.
Bana iyi mi geliyor, daha mı kötü yapıyor bilmem.
Siz bilir misiniz ?


Baskalarinin dusuncelerini umursamadan, kendi dusunceni olusturup onu savunmak cok guzel birsey.
Son donemde bazi inanclar, kesifler falan sizde sahit oldunuz.

Love is love. Love is equal. That's something I believe deeply mesela.

Bu 2013'ün ilk yazısı bu arada.
Ben 2013 güzel olacak sanıyordum o kadar sevindiniz, kutladınız o yeaaa.
Ama başladığından beri ben bir sınavdan diğerine sürünüyorum.
Durum budur..

Senin hangi albümden olduğunu bir türlü bulamadım, single gibi birşeysin sanırım.
Ama nasıl bu kadar güzelsin ?
Duvarlar üstüme üstüme geliyor, düşünemiyorum sadece hissediyorum bu şarkıyı.
Tanımlamamın güzelliği tartışılmaz tabii ama..